• Cinnah Cd. No:57/2,Çankaya Mahallesi, 06690 Çankaya/Ankara
  • 0 543 307 23 36
    Muayehane telefonu
  • 0 312 593 44 44
    Acıbadem Hastanesi
  • [email protected]

GENİTAL SİĞİLLER

Genital siğiller sıklıkla cinsel yolla bulaşan ve HPV adı verilen virüsle meydana gelen bir enfeksiyon. Özellikle aktif bir cinsel hayatı olan insanların yüzde 80’i hayatında en az bir kere bu virüsle karşılaşabiliyor ancak bu kişilerde bağışıklık sistemi güçlüyse bir hastalık haline gelmeyebiliyor. Genital siğillerin sadece cinsel yolla bulaşmadığına dikkat çeken Acıbadem Ankara Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Bahar Öznur, “Özellikle kadınların genital ağda gibi kişisel bakımlarını hijyeninden emin olmadıkları yerlerle yaptırmamalarını öneriyor. Genel kullanımdaki tuvaletlerde de gerekli temizlik koşullarının sağlandığından emin olmak gerektiğini belitiyor.

Genital siğiller; “human papilloma virüs” adı verilen ve HPV olarak bilinen virüsle bulaşıyor ve sıklıkla cinsel birliktelikle ortaya çıkıyor. Son yıllarda ülkemizde de sık rastlanan bir hastalık haline gelen genital siğillerin bulaşması için enfekte deri ile temas yeterli. Aktif bir cinsel hayatı olan herkes HPV ile karşılaşma riskine sahip olsa da temas eden herkesde hastalık meydana gelmeyebiliyor. Ortaya çıktığında; genellikle genital bölgeye ya da ağız mukozasına yerleşiyor ve yumuşak, deriden kabarık, açık kahverengi pembe-beyaz renkli, karnabahar görünümlü oluşumlar şeklinde kendini gösteriyor. Kadınlarda da erkeklerde de görülebilen bu oluşumlara yol açan HPV bir kere vücuda girdiğinde hücrelere yerleşiyor ve zaman zaman alevlenmelere yol açarak tekrarlayan enfeksiyonlar oluşturuyor.

Her HPV tipi siğile ya da kansere neden olmuyor

Enfekte olan derinin birbiriyle temasıyla meydana gelen bu enfeksiyonun bulaşması için sadece cinsel birliktelik gerekmediğinin altını çizen Acıbadem Ankara Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Bahar Öznur, “Ağda ya da genital temizlik için tercih edilen materyaller ve genel kullanımdaki tuvaletlerin hijyeninden emin olmak gerekiyor. Enfekte biri tarafından kullanılan ağda malzemeleri ya da tuvaletler virüsün bulaşması için ortam oluşturabiliyor. Bunların yanında doğum sırasında anne karnındaki bebeğe de geçebiliyor” diyor. 50’den fazla tipi olan HPV’nin hepsi genital siğillere neden olmadığı gibi hepsi de rahim ağzı kanserine dönüşmüyor. Sıklıkla genital siğillere neden olan tipler HPV tip 6 ve 11. Bu iki tip siğillere yol açmakla birlikte çoğunlukla kansere dönüşmüyor ve tedavi edilebiliyor. HPV tip 16 ve 18 ise kadınlarda rahim ağzı kanseri görülmesinin en sık nedenleri.

Siğiller gibi aktif genital lezyonların varlığında bulaşıcılık oranı en yüksek boyutta oluyor. Bu nedenle genital siğillerin tespitinden sonra mutlaka tedavi edilmesi gerektiğini belirten Dr. Bahar Öznur, “Bulaşma olduktan sonra bulgular genellikle 2-6 ay arasında kendini göstermekle birlikte kişinin bağışıklık sistemine göre bazen birkaç ay bazen de birkaç yıl sonra da ortaya çıkabiliyor. Kimi durumlarda virüs yıllarca belirti vermeden de vücuttan atılabiliyor” diyor. Bazı durumlarda taşıyıcılarda bir bulgu görülmüyor ancak hastalığı taşıdıkları için bulaştırmaya devam edebiliyorlar.

En kısa sürede tedavi edilmeli

Genital siğiller tipik belirtiler verdiğinden, dermatolojik muayene sırasında tanısını koymak mümkün. Oluşumlar tespit edildiğinde HPV tipini belirlemek için bayanlarda kadın doğum uzmanı muayenesi ile smear testi ve patolojik inceleme gerekiyor. Dr. Bahar Öznur, HPV’nin bulaştırıcılığı çok yüksek olduğundan tespit sonrasında tedavinin hızlı bir şekilde yapılması gerektiğini belirterek, “Genital siğiller genellikle birden fazla tekrarlayabiliyor. Bu yüzden hekim tarafından belli aralıklarla değerlendirilmesi ve tedaviye devam edilmesi önemli” diyor.

Yeni tedavi yöntemleri neler?

Genital siğillerin tedavisi için belirlenen yöntemler, siğillerin bulunduğu yere, sayısına ve büyüklüklerine göre değişiyor. Tedavide en sık kullanılan yöntemler halk arasına yakma olarak bilinen elektrokoterizasyon, dondurma olarak bilinen kriyoterapi, CO2 lazer ablasyonu, kimyasal destrüksiyon (triklorasetik asit, podofilin, podofilotoksin) uygulamaları ve topikal kremlerin kullanımı. Seçeneklerin arasında en pratik olanı dondurma yöntemi. Dondurma sonrasında hasta normal hayatına devam edebiliyor.

Dondurma yöntemi

Kriyoterapi yani dondurma yönteminde sıvı nitrojen gazı kullanıldığını söyleyen Dr. Bahar Öznur, “ viral hücreler belli bir soğuklukta dondurularak tahrip ediliyor. Bu durumda hastaya herhangi bir anestezi uygulanmasına gerek olmuyor ve işlem esnasında çok hafif bir ağrı hissediliyor. Kanama ve enfeksiyon riski olmayan bu yöntem birden fazla uygulanabiliyor ve daha sonra aylık takiplerle izleniyor” diyor.

Yakma yöntemi

Yakma olarak bilinen elekrokoterizasyon yönteminde ise yüksek frekanslı RF dalgaları kullanılıyor ve bu dalgalar ani ısı oluşturarak lezyonları ortadan kaldırıyor. Bu yöntemle işlem sırasında ağrı olabileceğinden lokal anestezi gerektiriyor.

Karbondioksit lazer yöntemi

Siğil tedavisinde karbondioksit lazer kullanımı yeni tedavi yöntemleri arasında yer alıyor. Dr. Öznur bu yöntemin son derece etkili ve hasta konforu yüksek bir tedavi olduğunu belirtiyor.